Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi

Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi

Genel Kültür
Vakanüvis Suyla temizlik arasındaki bağın kökenleri, tam olarak bilinmese de insanlık tarihi kadar eski olduğu tahmin ediliyor. Ahmet Karamustafa, “Tanrının Kural Tanımaz Kulları” isimli kitabında, tarihin değişik evrelerinde “yıkanmamayı, pis kalmayı” bir hayat biçimi haline getiren ezoterik kimi gruplar ile dar kapsamlı kimi millet unsurlarından bahsetse de insanlığın ezici kitlesinin, suyla ve temizlikle arası her zaman iyi oldu. Dolayısıyla temizliği kolaylaştıran ürünler de her zaman revaçtaydı. Sabun da bu ürünlerin başında geliyordu. Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi #1 Tarihçilere göre, sabunun geçmişi 6, 7 bin yıl öncesine dayanmakta. İnsanlar, gerek kişisel bakımda gerekse giysi ve çevrelerini temizlemede topraktan, külden, kilden, bitkilerden ve hayvan yağlarından yararlanıyorlardı. Söz konusu maddelerde sodyum, potasyum, tuz ve yağ asitlerinin olması, bunların da kül ve suyla tepkimeye girmesi sabunun, bugünkü işlevinin benzerini görmesini sağlıyordu. Sümer yazıtlarında, sabunun tarifinin olduğundan bahsedilmekte. Hititliler de sabun yapmayı biliyorlardı. Zaman içerisinde sabun, önemli bir ticaret maddesi haline geldi. Eski Mısır’da da hayvan ve sebze yağları ile alkalinli tuzdan sabun yapılıyordu. Eski Yunan ve Roma’da, özellikle kadınlar sabun çeşitlerine büyük ilgi gösteriyorlardı. Yunanlılar, vücutlarını yağ ve killerle sıvadıktan sonra, kum ya da sünger taşı parçalarıyla fırçalıyor ve kavisli metal bir aletle vücutlarında oluşan tabakayı kazıyorlardı. Bunu, suya girerek yıkanma ve zeytinyağı ile yağlanma izliyordu. Romalılar’ın hamama özel bir önem vermeleri, buralarda sefahat alemleri düzenleyip uzun zaman geçirmeleri, temizlik ürünlerinin de çeşitlenmesine yol açmıştı. Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi #2 Fenikeliler ile Galyalılar’da ise sabun önemli bir takas aracıydı. Keltler, hayvanî yağ ve bitki küllerinden ürettikleri sabuna “saipo” diyorlardı. Bu isim zamanla Batı dillerinde yaygınlaştı ve sabunun adı “soap” oldu. Araplar da, çok eski asırlardan itibaren sabun yapımını biliyorlardı. İbrahim Okur’un “Temizliğin Tarihi” isimli kitabında anlatılanlara göre, Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte şatafatlı hamamlar da tarihe karışmıştı. Giderek kişisel temizlik de ihmal edilir olmuştu. Kimi tarihçiler, Avrupa’yı kasıp kavuran veba salgınlarının sebepleri arasında halkın vücut ve giysi temizliğini inanılmaz ölçülerde ihmal edişlerini de sayarlar. Durum böyle olunca temizlik ürünleri sektörü de uzun süre bir ilerleme gösteremedi. Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi #3 ORTALIK KÖTÜ KOKUNCA BEDAVA SABUN DAĞITILMAYA BAŞLANDI Avrupa halkları, 17 yüzyılda bile hala kişisel temizliğe karşı isteksizdi. Yine de sabun üretimi devam ediyordu. Ancak geniş yığınların temizlik konusundaki sorunlu hali şuradan da belli ki, sabun “lüks tüketim maddesi” sayılıyordu. İngiltere’de sabun üretim tekeli, birkaç kişinin elindeydi. Kral, üretim tekelini yüksek meblağlarla satarlardı. Dolayısıyla sabunun fiyatı yükseliyordu. Devlet  de yüksek fiyatlı bir ürün diye, sabun vergilerini yüksek tutunca sabun neredeyse değerli taşlar gibi alınıp satılan bir emtiaya dönüşüyordu. Durumun giderek kötüleştiğini gören İngiliz yönetimi, “Halk Hamamları ve Yıkanma Evleri Hareketi” başlattı. Sabundaki vergiler kaldırıldı. Halka açık yıkanma evlerinin sayısı hızla artırıldı. Bu evlere devlet tarafından ücretsiz sabun verilmeye başlandı. Aynı yıllarda Amerikan kolonilerinde de, halkın rahatça ve ücretsiz yıkanabilmeleri için yıkanma evleri kurulmaya, temizlik malzemeleri ücretsiz dağıtılır oldu. Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi #4 HİNTLER’İN YEREL TEMİZLİK ÜRÜNÜ “CHAMPO”SU ŞAMPUAN OLDU Bir yandan da kimya alanında yaşanan gelişmeler sonucu, sabun üretimi bilimsel yöntemlere de kavuşuyordu. Yeni yeni kimyasal formüllerin bulunmasıyla birlikte, daha kolay köpüren, daha güzel kokan sabunlar yapılmaya başlanacaktı. Buhar makinesinin icadı, ardından ulaşımda trenin kullanılmasıyla ise üretilen sabunlar, çok uzak yerlere ulaştırılabilir hale gelecekti. Öte yandan, aslında Eski Mısır’dan bu yana bilinen şampuan üretimi de, 20’nci yüzyılın başlarından itibaren endüstriyel bir özellik kazanmıştı. Eski Mısırlılar’ın, saçlarını sitrik asitle yıkadıkları biliniyordu. Tarihi süreçte birçok ulus da toz sabun ve bazı kimyasal sıvılar ile suyun karıştırılmasıyla şampuan benzeri ürünleri kullanıyorlardı. İngilizler, sömürgecilik için bulundukları Hindistan’da, yerli halkın özellikle saç temizliğinde Hintçe “champo” dedikleri sıvı sabunu kullandıklarını görüp, bunu üretmeye başlamışlardı. Bu deyiş, İngilizce’yi kullanan milletlerde de yaygınlaştı. Geçen yüzyılın başlarından itibaren de şampuan, çok çeşitli kimyasal formüllerle değişik saç özelliklerine göre üretilir oldu. 1900’lerin ilk çeyreğinde ise deterjan alanında araştırmalar yoğunlaşmış, bir süre sonra da sabunun sert sularda zor köpürmesinden kaynaklanan sorunlar, bu yeni ürünle ortadan kalkmıştı. Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi #5 İslam dininin temizliğe verdiği önemde dolayı, Müslüman topluluklarda yıkanma, üst baş ve çevre temizliği konusunda pek sorun yaşanmıyordu. Emeviler, Abbasiler, Selçuklulular ve daha pek çok İslam toplumunda dillere destan hamamlar vardı. Evler tertemizdi. Giyim kuşamda temizliğe de büyük önem verilirdi. En az yıkanan bir Müslüman bile, hiç olmazsa haftada bir gün, Cuma namazı öncesi ibadet motivasyonu da olan banyosu yapardı. Aynı durum Osmanlı İmparatorluğu’nda da vardı. Osmanlı’da sabun endüstrisi büyük bir sektördü. Çok fazla sayıda sabun çeşidi vardı. Fes, paşa, Arap, leke, kara, Kandiye bunlardan bazılarıydı. Padişahlar, sabun sektörüne önem verirler, halkın sabuna kolayca ulaşabilmesi amacıyla sık sık piyasayı düzenleyen kanunnameler yayınlarlardı. Mis gibi bir mevzu: Sabunun tarihçesi #6 Osmanlı’da en fazla zeytinyağlı sabunlar tercih edilirdi. Batı Anadolu, İstanbul Adalar, Şam, Halep ve Namlus’tan gelen zeytinyağı kullanılır, üretim de en fazla Midilli, Girit, Ayvalık, Edremit ve İzmir’de gerçekleşirdi. İmparatorlukta sabun üretimi çok ilerlemiş, sık sık deneysel çalışmalar yapılır olmuştu. Bugün bile kullandığımız “meyve sabunları” böyle araştırmalar sonucunda 300 yıl önce bulunmuştu. Meyve esanslı sabunlar, hem temizlik amacıyla hem de süs eşyası olarak kullanılıyordu. Meyve sabunları genç kızların çeyizlerine konulur, üst düzey devlet görevlileri ziyaretçilerine bu sabunlardan hediye ederdi.

Kaynak: anahaberi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir